Prof. Dr. Nezih Mütfügil’in Kaleminden: Gıda Güvenliğinde Bizi Bekleyen Sorunlar

Geçen yüzyılda başlayan ve daha sonraları gittikçe hızlanan endüstrileşme ve şehirleşme sürecinde dünyanın kimyası değişti. Artan teknoloji ve modern yaşam talebi ile dünyanın doğal kaynaklarını bu süreçte hızlı bir şekilde tahrip ettik. Hava, sular, denizler ve toprak sağlığımız için zararlı kimyasallarla kirlendi. Tarla ve çiftliklerde yetiştirdiğimiz gıda ürünleri de doğal ve saf hallerinden uzaklaştılar. Şehirlerde yaşayan büyük insan nüfusunun gıda talebini karşılamak için bir gıda endüstrisi oluştu ve hızlı bir şekilde gelişti. Endüstriyel gıda ürünlerine çeşitli özellikler kazandırmak için  kimyasal maddeler ilave edilmeye başlandı. Bütün bu uygulamalarla, tarladan sofraya şeklinde oluşan gıda zincirinde sağlıklı olmayan gıda ürünlerini tüketmeye başladık. Bunu takip eden yıllarda da birçok kronik hastalığın tükettiğimiz gıdalardan kaynaklandığına dair bulguları daha sık duymaya başladık. Günümüzde, sağlıklı gıdaya ulaşım yaşamsal bir konu olarak tüm ülkeleri ilgilendiren bir sorundur.

Gıda güvenliği açısından önümüzde bekleyen bazı sorunları şöyle özetleyebiliriz;

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde insan nüfusu yaşlanmaktadır. Yaşlılıkta bağışıklık sistemi zayıflamakta ve gıda kaynaklı hastalıklara olan direnç azalmaktadır.

Dünyada gıda ticareti hızlı yayılmakta ve bu arada az gelişmiş ülkelerdeki sağlıksız gıdalar da dünya gıda ticaretinde yer alabilmektedir.

Kuş gribi, domuz gribi, deli dana gibi salgın şeklinde gelişen hastalıklar dünyanın birçok yerinde aynı anda büyük miktardaki gıdaları etkileyebilmektedir. Bu tür salgınların ilerideki yıllarda da ortaya çıkma olasılığı az değildir.

İklim değişikliği ve hava sıcaklıklarının artması mikro florayı etkilemektedir. Bilinen zararlı mikroorganizmaların direnci artarken, tanımadığımız yeni tehlikeli mikroorganizmalar ortaya çıkmaktadır.

Et hayvanlarının yetiştirilmesinde antibiyotik kullanılmasının yaygınlaşması ve bunun sonucunda ortaya çıkan antibiyotik direnci hastalıkların tedavisi konusunda artan bir kaygı yaratmaktadır.

Çevre kirliliğine yönelik etkili önlemlerin alınmaması nedeniyle gıdaların ve gıda kaynaklarının kirlenmesi artarak devam etmektedir.

Gıda endüstrisinde ürünlere kimyasal madde ilavesine yönelim artarak devam etmektedir. Bunun sonucu olarak insanlar daha fazla kimyasal katkı içeren gıdaları tüketmek durumunda kalmaktadır.

Artan gıda maliyetleri sonucunda bazı gıda üreticileri taklit ve tağşiş gibi kanunsuz uygulamalara yönelebilmektedir. Bu uygulamalarda gıdalara sağlıksız maddeler ilave edilebilmektedir.

Bütün bu sorunlar dünyada sağlıklı gıda üretimini güçleştiren hususlardır. Gıda maliyetlerini düşük tutma konusundaki baskılarda maalesef gıda güvenliği konusunda etkin önlemler almayı engellemektedir. Önümüzdeki yıllarda bizi bekleyen gıda güvenliği sorunlarına karşı hazırlıklı olabilmemiz için yasal kuruluşların halk sağlığı konusundaki sorumluluk duygusu ve kararlılığının daha etkin olması gerekmektedir. Gıda sektöründeki üretici kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının desteği yanında, toplumun doğru bilgilendirilerek sağlıklı gıda talebi konusunda daha bilinçli olması da sorunları göğüslemede yardımcı olacak hususlardır.

Sosyal Medya'da Paylaşın