Çanakkale Mutfağının Seçkin Tatları Yalova Restoran’da!

Hem coğrafi olarak hem de tarihi olarak önemli bir noktaya sahip olan Çanakkale, gastronomik açıdan da öne çıkan, lezzetli ürünleri içerisinde barındıran duraklardan biri. Bu konuda Yalova Restoran ise 85 yılı aşkın bir kanıt adeta.

Takvimlerimiz 1940’lı yıllara dayanıyor. Çanakkale’nin Yalı Caddesi’nde Ziya Sürgit bir meyhane açıyor. Tabelası dahi olmayan bu yer sadece ‘Ziya’nın Yeri’ olarak biliniyor. Zamanla işler değişiyor, meyhane yemeklerin servis edildiği bir yere evriliyor. Bu sefer bir tabela da yerleşiyor: “Yalova Restoran”. Ama il olan Yalova’dan gelmiyor isim, Eceabat’a bağlı Yalova Köyü’nden geliyor.

Zaman geçiyor ve 1984 yılına gelindiğinde henüz 17 yaşında olan Ertuğrul Sürgit, Yalova Restoran’ı üçüncü kuşak temsilci olarak devralıyor. Kendi tabiriyle “bir sorumluluk ve bir miras”ı yüklenen Sürgit, o günden bugüne tek amacının dedesi Ziya Sürgit’in başlattığı geleneği hem korumak hem geliştirmek olduğunu söylüyor.

Ertuğrul Bey, Yalova Restoran için “Burası bizim için sadece bir restoran değil; aileden, dostluktan ve Çanakkale’nin ruhundan doğan bir mekan. En büyük mutluluğumuz, buraya gelen herkesin kendini evinde hissetmesi” ifadelerini kullanıyor. Yalova’ya gelenleri bir müşteriden çok tam anlamıyla bir misafir gibi gördüklerini söyleyen Sürgit, “Dedem de babam da bana hep şunu öğretti: “Yemek unutulur ama hissettirdiğin duygu asla unutulmaz.” İşte bu anlayış, Yalova’yı bugünlere taşıyan en önemli mirasımızdır” diyor.

Mutfak ve damak anlayışı yıllar içerisinde değişim gösteriyor. İnsanlar ve sofralar farklılık gösteriyor. Ertuğrul Bey de bunun farkında. Zamana karşı koymadan, sade ve geleneksel şeklini koruyarak dedesinden bugüne getirilen birkaç yemek mevcut: “Benim dönemimde dünyadaki gastronomi trendlerini takip etmeye başladık. Sunumdan pişirme tekniklerine kadar farklılıklar old ama en önemli prensibimiz hiçbir zaman değişmedi: “Kaliteden ödün vermemek.”

Denizin kendilerine sunduğu ürünleri her daim menülerinde öne çıkarttıklarından bahseden Ertuğrul Bey, en çok ilgi gören lezzetleri arasında; günlük taze balıklar, midye dolma, sardalya, lakerda, ahtapot, kabak kızartma ve zeytinyağlı mezeler olduğunu anlatıyor ve ekliyor: “Lakerda, akivades, sardalya, mevsimlik balıklar ve çiğ balık mezeleri bizim için sadece yemek değil, aynı zamanda bölgenin hafızası” diyor ve menülerini “denizden sofraya, geçmişten bugüne” diyerek tanımlıyor. Her tabağın Çanakkale’nin kültürünü, denizin ruhunu ve geçmişin izlerini taşıdığından bahsediyor Sürgit ve her zaman yerel üreticilerle dirsek temasında çalıştıklarını da sözlerine ekliyor.

Sosyal Medya'da Paylaşın