Yemekle Birlikte İyi Hissettiren Anların Yeni Durağı: Focamia

İstanbul’un mahalle kültürünü hala devam ettiren, nezih köşelerden biri olan Çengelköy’de ilhamı İtalya’dan gelen Türkiye’nin ruhuyla birleşen yeni bir mekân açıldı: Focamia.

Yeni lezzetlere her daim kapısı açık olan İstanbul, farklı tatları kucaklamaya devam ediyor. Onlar arasında dikkat çekenlerden biri var ki gerçekten küçücük bir dükkân, sadece foccacia ekmeğinden sandviçler üretiyor ve gel-al sistemiyle çalışıyor: Focamia. Marka Şefi & Yöneticisi Fırat Akyol, “Biz, ilhamını İtalya’dan alan ama Türkiye’nin ruhuyla harmanlanan bir yeme içme markasıyız” diyor ve Focamia’yı şöyle anlatıyor: “Focamia; yüksek kaliteli malzemeyi, özgün tatlarla buluşturup hızlı tüketim alışkanlıklarıyla birleştirmeyi hedefleyen bir hikâye. Yemeğin sadece doymak değil, bir deneyim; hatta bir duygu olduğuna inanıyoruz. Focamia da bu duygunun, bu hikâyenin en güçlü cümlesi.”

Fırat Bey, Focamia ile günlük hayatın telaşı içindeki misafirlere küçük ama anlamlı bir kaçış alanı yaratmak istediklerini söylüyor ve bu minvalde samimi, sade ama detaylara özen gösteren bir atmosfer kurduklarını anlatıyor: “Focamia, aslında sadece bir restoran değil; kısa bir mola, iyi hissettiren bir an ve lezzetle kurulmuş bir bağdır.”

Bebek, Karaköy ve Moda gibi pek çok popüler semt varken neden Çengelköy’ü seçtiklerini sorduğumuzda; buranın mahalle ruhunu hala yaşattığını ve özgün dokunuşunu koruyan nadir semtlerden biri olduğunu söylüyor Akyol, “Focamia’nın sıcaklığı ve içten ruhu, Çengelköy’ün bu samimi atmosferiyle birebir örtüşüyor. Biz de bu semtte, insanların bir anlığına durup hayatı tatmaları için bir alan yaratmak istedik.”

Halihazırdaki menülerde 5 sandviçleri olduğunu söyleyen Akyol, bunların her birinin başlı başına bir reçete hikayesi taşıdığını söylüyor: “Uno, ilk bakışta tanıdık gelebilir ama tattığınızda “bu kadar basit malzeme nasıl bu kadar lezzetli olabilir?” dedirten bir sandviç. Due, İtalya’dan özel olarak getirdiğimiz 24 ay olgunlaştırılmış parmesanla, ton balığı ve dana bacon’un mükemmel uyumunu sunuyor. Tre, karabiberli roast beef ile trüfün bizce bile şaşırtıcı derecede iyi olan uyumunu taşıyor. Quattro, et içermiyor. Ama öyle bir dengeye ulaştık ki, et seven bir misafirin bile “bunu kesin denemeliyim” diyeceği bir noktada. Cinque ise alışılmışın tamamen dışında. Kuzu cotto gibi yoğun bir malzemeyi incirin tatlı meyvemsi notası ve cevizin dokusuyla buluşturduk. Doğru reçeteyle bu sandviç taze, sofistike ve şaşırtıcı derecede dengeli bir tat profili sunuyor.”

İtalya ve İtalyan mutfağı demek mevsimsellik ve tazelik demek. Bu konunun kendileri için sadece mutfakta değil, hayatın her alanında geçerli olduğunu söyleyen Akyol, menü planlamalarında pek çok ürünü mevsime göre şekillendirdiklerini söylüyor ve ekliyor: “Yazın daha hafif ve serinletici ürünlere yönelirken, kışın daha doyurucu ve tok tutan tarifler tercih etmeyi hedefliyoruz.”

Sosyal Medya'da Paylaşın