Şişçi İbo Üçünü Kuşak Temsilcisi Cem Yıldırım: “Modernleşmek Mümkün Ama Özünü Kaybetmeden”

1950’li yıllarda Korkuteli’nde başlayan Şişçi İbo hikâyesi, bugün üçüncü kuşakta aynı lezzet ve aile kültürüyle yoluna devam ediyor.

Antalya’nın Korkuteli ilçesinde 1950’li yıllarda temelleri atılan Şişçi İbo, bugün üçüncü kuşağın yönetiminde yolculuğunu sürdürüyor. Marka için bu hikâye, yalnızca yıllara yayılan bir ticari başarıdan ibaret değil. Şişçi İbo Üçüncü Kuşak Temsilcisi Cem Yıldırım’a göre taşıdıkları en büyük sorumluluk: “Yıllardır korunan kalite anlayışını, misafirperverliği ve Korkuteli’nin gastronomi kültürünü gelecek nesillere aktarmak.”

Mutfağa dair ilk anıları ise çocukluk yıllarına uzanıyor. “Sabahın erken saatlerinde mutfağa girip et hazırlıkları yapmak, piyazın taratorunu hazırlamak ve ilk misafirlerimiz gelene kadar hazır olmak unutulmaz deneyimlerdi.” Mutfağın her aşamasını yaşayarak öğrenmenin bugün aldıkları kararlarda önemli bir rehber olduğunu vurguluyor.

Lezzetin Kaynağı Ürünün Kendisi

Geleneksel bir lezzeti geleceğe taşımanın temelinde ise ürün kalitesi, ustalık ve dürüstlük yatıyor: “Modernleşmek mümkün ama özünü kaybetmeden.”

Markanın değişmeyen lezzet sırrının merkezinde ise kaliteli hammadde bulunuyor. Şiş köftede kullanılan oğlak etlerinin Korkuteli’nin dağlarında doğal olarak beslenen hayvanlardan elde edildiğini anlatan Yıldırım: “En önemli unsur kaliteli hammaddedir” diyor. Hatta lezzet anlayışlarını şöyle özetliyor: “Etimizde tuz dışında baharat kullanmıyoruz; lezzetin kaynağı ürünün kendisi.”

Bir Kültürü Yaşatmak

Üçüncü kuşak olarak markaya yeni dokunuşlar da kazandırdıklarını belirten Yıldırım: “Bizim yaklaşımımız, geleneği korurken çağın beklentilerine uyum sağlamak üzerine kurulu” diyor. Lara şubesinde oluşturulan kasap reyonu, dry age ve steak ürünleri ile özel etkinliklere ev sahipliği yapan VIP alanları bu dönüşümün bir parçası.

Yıldırım, Şiş köfte ve Antalya piyazını yalnızca birer yemek olarak görmüyor: “Bu ürünler sadece bir yemek değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı.” Antalya Piyazı ve Antalya Kabak Tatlısı’nın coğrafi işaret süreçlerinde yer almalarının nedeni de bu değerleri koruyarak daha geniş kitlelere ulaştırmak. Antalya Piyazı’nın TasteAtlas’ın açıkladığı “Dünyanın En İyi 100 Salatası” listesinde dokuzuncu sırada yer almasını ise “Sadece ulusal değil, uluslararası bir değere sahip olduğumuzun göstergesi” olarak değerlendiriyor.

Aile olmanın, markanın en büyük gücü olduğunu söyleyen Yıldırım: “Biz de işe yönetici olarak değil, çırak olarak başladık” diyerek kuşaklar arası bilgi aktarımının mutfağın içinde gerçekleştiğini anlatıyor. Gelecek hedeflerinin başında ise Korkuteli Şiş Köfte’nin coğrafi işaret sürecini tamamlamak geliyor. Bunun yanı sıra geleneksel Antalya lezzetlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve “Antalya’nın yalnızca bir turizm başkenti değil, bir gastronomi şehri olarak da anılması” için çalışmaya devam ettiklerini vurguluyor.

 

Sosyal Medya'da Paylaşın