Bolu’nun Türk gastronomisine kazandırdığı şef Mehmet Yalçınkaya, mutfak dünyasının değerli ve saygın isimlerinden biri. Son yıllarda popüler kültürde de Masterchef jürisi olarak kendini gösteren Yalçınkaya, İstanbul ve Bodrum’da açtığı restoranların yanı sıra geçtiğimiz aylarda başkent Ankara’da Alaz isimli bir restoran açtı.
Anadolu’nun binlerce yıldır süren göç hikâyelerinden ve ateşin yol göstericiliğinden ilham alarak adeta bir Anka Kuşu gibi doğan Alaz’ın kurgulanmasında pek çok unsur göz önüne alınıyor. Bu unsurlardan biri de göç. Şef Yalçınkaya konuyu şöyle anlatıyor: “Göç, aslında sadece bir yer değiştirme değil; lezzetlerin, kültürlerin, hikâyelerin taşınması demek. Biz de Alaz’da bu ateşi yakalayıp misafirlerimize aktarmak istedik.”
‘Alaz’ kelimesinin ateşi, tutkuyu ve yaşam enerjisini temsil ettiğini belirten Yalçınkaya, konseptleri olan ‘Göç Yolunun Ateşi’ kavramını da tarihi göç rotalarını ve Anadolu’nun misafirperverliğini simgelediğini söylüyor: “Ateş, göç eden toplumların en büyük dayanağı; yemek pişirirken, ısınırken, bir araya gelirken hep merkezde yer alıyor. Biz de Alaz’da bu ateşi modern bir mutfak anlayışıyla, coğrafyamızın kadim tarifleriyle ve global dokunuşlarla birleştiriyoruz.”
Alaz’ın menüsünü oluştururken Anadolu’nun dört bir yanından ilham aldıklarını anlatan Mehmet Şef; “Her bölgenin iklimine ve ürün zenginliğine saygı duyarak, misafirlerimize coğrafyamızın tamamını deneyimletecek bir lezzet haritası oluşturduk” diyor.

İlk defa gelecek konuklara ise önerilerini şöyle sıralıyor Mehmet Şef, “Dana Şaşırma ve Dana Eteği menümüze yeni giren, ateşin başında yavaş yavaş pişen ve Anadolu baharatlarıyla aromalandıran Alaz’ın ateş ruhunu en iyi yansıtan imza tabaklarımızdan biri. Kömür ve Kağıt Helva adlı tatlılarımız ise imzamızı taşıyan içinde farklı ürünleri harmanlayan doğal yapısı ile şaşırtıcı olduğunu düşünüyorum.”
Uluslararası alanda Türkiye’nin hâlâ hak ettiği yerde olmadığını söyleyen Mehmet Şef, son yıllarda özellikle genç şeflerin ve yeni nesil restoranların çabalarıyla yükselen bir ivme yakaladığımızı söylüyor ve devam ediyor: “Coğrafyamız hem ürün çeşitliliği hem hikâye zenginliği açısından çok güçlü. Bizim yapmamız gereken, gelenekseli bozmadan, dünya standartlarında sunmak ve hikâyeyi samimiyetle anlatmak. Böylece İspanya, Fransa gibi ülkelerin sahnesinde hak ettiğimiz yeri alabiliriz. Alaz da bu yolda attığımız en önemli adımlardan biri.”





















