CarrefourSA, Lezzet Arası çatısı altında yeme-içme alanındaki yatırımlarını erişilebilirlik ve esneklik üzerinden kurguluyor. Bu yaklaşımın, alışveriş deneyiminin gündelik ritmini nasıl değiştirdiğini Lezzet Arası Restoranları Grup Müdürü Gökhan Sabuncu’yla konuştuk.
CarrefourSA’nın yeme-içme alanına bakışı, tek başına bir restoran yatırımı olarak okunmuyor. Lezzet Arası konsepti, market ile restoran arasındaki sınırı yumuşatan; hızlı, ulaşılabilir ve günlük ihtiyaçlara cevap veren bir model olarak konumlanıyor. 2017 yılında mağaza içi restoran fikriyle yola çıkan yapı, bugün altı ilde 16 noktaya ulaşmış durumda. Bu genişleme, yeme-içmenin CarrefourSA için ayrı bir iş kolundan ziyade alışveriş deneyimini tamamlayan bir unsur olarak ele alındığını gösteriyor.

Menü yaklaşımı ise tek tip bir mutfak dili yerine çeşitlilik ve esneklik üzerine kurulu. Günlük sulu yemeklerden pizzaya, vegan seçeneklerden kahve ve fırın ürünlerine uzanan yapı, farklı alışkanlıkların aynı çatı altında karşılanmasını amaçlıyor. Reyondan alınan et ya da balığın ücretsiz pişirilmesi gibi uygulamalar, market alışverişini doğrudan sofraya bağlayan pratik çözümler sunuyor.

Lezzet Arası’nın bir diğer uzantısı olan catering operasyonu ise restoran deneyiminin mağaza dışına taşındığı alanlardan biri. Kurumsal etkinliklerden özel davetlere uzanan bu hizmette, CarrefourSA’nın tedarik ve kalite standartları korunurken, farklı beslenme tercihleri için alternatifler üretiliyor. Vejetaryen, vegan ya da özel diyetlere yönelik menüler, operasyonel esneklikle destekleniyor. Burada odak noktası; ölçekten bağımsız olarak, mutfak organizasyonunun sürdürülebilir biçimde yönetilmesi.

Kafe tarafında geliştirilen Bonheur Coffee & Bakery, alışveriş temposuna kısa bir mola eklemeyi hedefliyor. Kahve ve fırın ürünleriyle desteklenen bu alanlar, mağaza içinde yalnızca bir servis noktası değil, aynı zamanda sosyal bir durak olarak konumlanıyor. Üçüncü nesil demleme yöntemleri ve günlük taze ürünlerle desteklenen bu yapı, alışveriş deneyimini kesintiye uğratmadan dönüştürmeyi amaçlıyor.
Müşteri deneyimini geliştirmeye yönelik adımlar ise Sabuncu şöyle özetliyor: “Deneyimin merkezine seçme özgürlüğü ve erişilebilir kaliteyi koyduğumuzu söyleyebilirim. Reyondan alınan ürünün ücretsiz pişirilmesi, menüye bağlı kalmadan esnek kombinasyonlar, gün boyunca taze pişen ‘sulu yemek’ ve ızgara çeşitleri… Paket servis veya al-götür esnekliği; ayrıca birçok lokasyonda yemek kartlarının geçerli olması gibi pratikleri genişletiyoruz.”
CarrefourSA’nın yeme-içme yatırımları, büyük iddialardan ziyade gündelik hayatın içindeki küçük kolaylıklara odaklanıyor. Marketten çıkan yolun bazen doğrudan sofraya, bazen de kısa bir kahve molasına açılması fikri, bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.





















