Divan’ın 70 Yıllık Lezzet Yolculuğu: Şeflerin Anlatımıyla Geleceğe Uzanan Bir Gastronomi Hikâyesi

Türkiye gastronomisinin köklü markalarından Divan, 70 yıllık mirasını yeni bir mutfak diliyle geleceğe taşıyor. Giancarlo Gottardo’nun vizyonu doğrultusunda Divan şefleri, 2026’nın sadelik, ürün odaklılık ve sürdürülebilirlik eksenindeki yaklaşımını ortaya koyuyor.

Divan Grup Mutfak Direktörü Giancarlo Gottardo

Divan’ın gastronomi hikâyesi, Türkiye’de modern pastanecilik kültürünün yıl D Mevsimsellik, doğru tedarik zinciri yönetimi ve kaynakların verimli kullanımı mutfak stratejimizin temel bileşenlerini oluşturuyor.” Gottardo’nun altını çizdiği bu yaklaşım, mutfağın yalnızca lezzet üretiminden ibaret olmadığını gösteriyor.

Eğitim, doğduğu 1956 yılından bugüne uzanan güçlü bir mirasa dayanıyor. Yetmiş boyunca rafine lezzet anlayışı, zarif servis kültürü ve güvenilir misafirperverlik ile özdeşleşen bu marka, bugün mutfağını yeniden tanımlayan bir dönemin eşiğinde.

Bu dönüşümün merkezinde ise Divan Grup Mutfak Direktörü Giancarlo Gottardo yer alıyor. Gottardo, 2026 mutfak vizyonunu tek bir cümleyle özetliyor: “Sadelik, rafineliğin en güçlü ifadesidir.” Ona göre bu yaklaşım yalnızca estetik bir tercih değil; mutfağın tüm katmanlarını kapsayan bir disiplin: “Ürünlere saygı duyan, her lezzeti net, belirgin, sade, temiz ve rafine tutan tarifler önceliğimiz. Sürdürülebilirlik de mutfak yaklaşımımızın temel unsurlarından birini oluşturuyor. operasyonel disiplin ve israf yönetimi gibi başlıklar, 2026 vizyonunun ayrılmaz parçaları. Bu sistem, Divan mutfağını sürdürülebilir ve uzun vadeli değer üreten bir yapıya dönüştürüyor.

Gelenek ile Çağdaş Mutfak Arasında Bir Denge

Divan İstanbul’un Executive Chef’i Sadık Ünal, bu dönüşümü çok katmanlı bir yapı olarak ele alıyor: “Divan mutfağı uzun yıllardır rafine Türk mutfağı ile uluslararası mutfak disiplinini bir araya getiren güçlü bir geleneğe sahip.” 2026 menüsü ise bu Ünal’a göre yeni dönemde mutfağın odağında ürünün özü yer alıyor. Açık ateş teknikleri, fermente ürünler, dengeli soslar ve sebzenin merkezde olduğu tabaklar bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. “Ürüne saygıyı esas alan bu yaklaşım, doğallığı ve teknik buluşturuyor.” ekip gelişimi, hassasiyeti aynı çizgide Comfort food olarak tanımlanan klasik lezzetler ise menülerde yerini koruyor; ancak daha rafine ve dengeli dokunuşlarla yeniden ele alınıyor. Böylece tanıdık tatlar korunurken, çağdaş gastronomi beklentilerine uyum sağlanıyor.

Lokanta by Divan

Lokanta by Divan mutfağında ise bu yaklaşım daha yerel ve anlatı odaklı bir perspektifle derinleşiyor. Executive Chef Volkan Arık şöyle diyor: “Anadolu’nun tanıdık lezzetlerini sadece yeniden yorumlamak değil, ürünün hikâyesini, mevsimini ve üreticisini tabağın bir parçası haline getiriyoruz.” Arık’a göre mutfakta teknik, bir amaç değil bir araç: “Teknik, ürünü göstermek için var; onu gizlemek için değil.

Bu nedenle uzun pişirme, tütsüleme, kurutma ve fermantasyon gibi yöntemler mutfağın temelini oluşturuyor. Aynı zamanda yerel üreticiyle kurulan güçlü bağ, bu mutfağın sürdürülebilir karakterini belirleyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sadelik ve Ürüne Saygı Divan

Kuruçeşme mutfağında da aynı yaklaşımın izleri görülüyor. Executive Chef Ayhan Aydın, 2026 menüsünü şöyle tanımlıyor: “Sadeliği ve dengeyi öne çıkaran daha rafine bir lezzet dili oluşturduk.” Aydın’a göre bu yaklaşımın temelinde mevsimsellik yer alıyor: “Yerel üreticilerle daha yakın çalışarak ürünün doğal döngüsüne saygı gösteriyoruz.” Yeni menüde özellikle başlangıç tabakları bu yaklaşımın en güçlü yansıması: “Minimal sunum anlayışıyla hazırlanan tabaklarda teknik gösterişten çok denge, aroma derinliği ve ürün kalitesi ön planda.”

Divan Pub Ayvalık

Divan’ın brasserie ve pub tarafında ise farklı bir dinamizm söz konusu. Uğur Çakıroğlu, bu dönüşümü şöyle ifade ediyor: “Divan klasiklerini korurken aynı zamanda daha modern ve zamansız bir noktaya taşıyoruz.” Çakıroğlu’na göre bu dönüşüm yalnızca lezzet değil, deneyim tarafında da kendini gösteriyor: “Pub menülerinde Latin mutfağı lezzetleriyle daha genç bir kitleye hitap ederken, brasserie tarafında alışılmış lezzetleri farklı tekniklerle yeniden yorumluyoruz.”

Divan Brasserie Bebek

Mekânın Gastronomi Divan mutfağının en güçlü yönlerinden biri, her mekânda yeniden şekillenen karakteri. Rahmi Koç Müzesi’ndeki mutfağı şu sözlerle anlatıyor: “Burada yalnızca yemek değil, mekânın ruhuyla deneyim sunuyoruz.”

Üren’e göre müzenin tarihi ve endüstriyel dokusu, mutfağa farklı bir özgürlük alanı açıyor: “Sunumlarda ve tabak eşleşmelerinde daha artisanal ve tematik bir yaklaşım benimsiyoruz.” Hiper-yerel ürün seçimi, açık ateş teknikleri ve fermantasyon bu mutfağın temelini oluştururken, sıfır atık yaklaşımı da günlük operasyonun ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor.

Stadyum mutfağında ise tamamen farklı bir sistem işliyor. Vedat Dönmez, bu yapıyı şöyle anlatıyor: “Binlerce kişiye aynı anda servis verirken kaliteyi, sıcaklığı ve standartı korumak zorundayız.” Dönmez’e göre bu sistemin temelinde disiplin yer alıyor: “Her ürün reçetesi net, her istasyonun sorumluluğu belli. Hazırlık süreci bu yapının en kritik aşaması.”

Canlı istasyonlar, yerel ürün kullanımı ve güçlü ekip koordinasyonu, bu mutfağın deneyim kalitesini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Pastacılıkta Yeni Bir Denge

Ruhuyla Kurulan Faysal Üren, bütünleşen bir Divan’ın pastacılık geleneği, markanın en güçlü yapı taşlarından biri. Divan Kuruçeşme Pasta Şefi İbrahim Durgun, bu dönüşümü şöyle anlatıyor: “Daha dengeli şeker kullanımı, güçlü ham maddeler ve rafine tanımlıyoruz.” dokularla tatlıyı yeniden Durgun’a göre yeni nesil misafir daha bilinçli: “Artık misafir yalnızca görsele değil, ürünün doğallığına, içeriğine ve mevsime uygunluğuna dikkat ediyor.” Bu nedenle tatlı artık yalnızca bir kapanış değil, başlı başına bir deneyim. Divan Elmadağ Pasta Şefi Özgür Bayramoğlu ise bu geleneğin özünü şöyle ifade ediyor: “Divan Pastaneleri bir ekoldür; kalite sürekliliği bu markanın temelidir.” Bayramoğlu’na göre bu başarının arkasında en kaliteli hammaddenin kullanılması ve her ürünün mücevher titizliğiyle hazırlanması yer alıyor. Yeni dönemde ise tatlı; denge, hafiflik ve duyusal deneyim üzerine kurulu bir yapıya dönüşüyor.

Küresel Mutfakların Buluştuğu Bir Gastronomi Haritası

Maromi

Maromi mutfağında ise Uzak Doğu yaklaşımı çağdaş perspektifle yorumlanıyor.

Maromi’nin Executive Şefi Kenji Kume’ye göre bu yaklaşımın merkezinde teknik sadakat ve ürün kalitesi yer alıyor: “Malzemenin doğallığını ön plana çıkaran sade ama etkili dokunuşlarla tabağın karakterini güçlendiriyoruz.” Sashimi carpaccio gibi tabaklar bu yaklaşımın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. 2026 vizyonunda ise deneyim ön plana çıkıyor: “Hot pot gibi yemeklerle paylaşım odaklı ve interaktif bir gastronomi deneyimi sunuyoruz.” Umami odaklı, katmanlı ve dengeli lezzetler; et suları, fermente ürünler ve sade soslarla desteklenerek mutfağın karakterini derinleştiriyor.

Geleceğe Uzanan Bir Mutfak Kültürü

Divan Brasserie Fuaye

Divan’ın 70 yıllık gastronomi hikâyesi bugün yeni bir döneme giriyor. Giancarlo Gottardo’nun sözleri bu dönüşümü en net şekilde özetliyor: “Amacımız daha iyi yemek, daha iyi etki ve daha güçlü bir Divan kimliği yaratmak.” Bugün Divan mutfaklarında çalışan her şef, bu vizyonu kendi mutfağında yeniden yorumlayarak markanın lezzet mirasını geleceğe taşıyor. Ancak bu dönüşüm yalnızca yeni tabaklar ya da tekniklerle sınırlı değil; aynı zamanda mutfağın düşünme biçimini, üretim anlayışını ve misafirle kurduğu bağı yeniden tanımlayan 32 Sadelik, sürdürülebilirlik ve ürün odaklılık etrafında şekillenen bu yeni dönem; Divan’ın köklü geçmişinden beslenirken, aynı zamanda geleceğin gastronomi dilini de kuruyor.

Yerel üreticiden küresel mutfaklara, geleneksel tekniklerden modern yorumlara uzanan bu geniş perspektif, markanın yalnızca bugünü değil, yarını da güçlü bir şekilde kurguladığını gösteriyor. Divan mutfağı bugün, bir yandan hafızayı koruyan, diğer yandan sürekli dönüşen canlı bir yapı olarak varlığını sürdürüyor. Ve belki de bu yolculuğun en güçlü yanı, her nesilde yeniden yorumlanabilen, her şefin dokunuşuyla gelişen ve her sofrada yeniden anlam kazanan bir gastronomi hikâyesi olması. Bu hikâye artık yalnızca geçmişin bir yansıması değil; geleceğe uzanan, sürekli evrilen ve her adımda kendini yeniden tanımlayan güçlü bir mutfak kültürünün ifadesi.

Divan mutfağı bugün, bir yandan hafızayı koruyan, diğer yandan sürekli dönüşen canlı bir yapı olarak varlığını sürdürüyor. Ve belki de bu yolculuğun en güçlü yanı, her nesilde yeniden yorumlanabilen, her şefin dokunuşuyla gelişen ve her sofrada yeniden anlam kazanan bir gastronomi hikâyesi olması. Ve bu dönüşümün merkezinde, Divan’ın köklü kimliğini koruyarak onu geleceğe taşıma kararlılığı yer alıyor.

Giancarlo Gottardo’nun sözleri bu yaklaşımı net bir şekilde ortaya koyuyor: “Amacımız, Divan’ın köklü gastronomi mirasını korurken, onu daha modern, daha hafif ve daha sürdürülebilir bir noktaya taşımak. Bu süreçte odak noktamız; yüksek kaliteli malzemeler, mevsimsellik ve misafir deneyimini her zaman bir adım ileriye taşıyan bir mutfak anlayışı.” Gottardo’nun işaret ettiği bu denge, Divan mutfağının en güçlü yönünü oluşturuyor. Geçmişten gelen güven, zarafet ve misafirperverlik anlayışı korunurken; çağın gerekliliklerine yanıt veren daha rafine, daha bilinçli ve daha sorumlu bir gastronomi dili inşa ediliyor. Bu yaklaşım, Divan’ın yalnızca bir marka olarak değil, aynı zamanda bir gastronomi kültürü olarak konumunu güçlendiriyor. Çünkü burada amaç yalnızca iyi yemek üretmek değil; her detayında düşünülmüş, sürdürülebilir ve anlamlı bir deneyim yaratmak. Her tabakta kendini yeniden ifade eden ve her nesilde yeniden yorumlanmaya açık yaşayan bir gastronomi hikâyesi olarak yoluna devam ediyor.

 

Sosyal Medya'da Paylaşın