Milanolu Şef Lorenzo Pellecchia ve Romalı Şef Marco Melluzi’nin mutfağında hayat bulan Il Mio Sogno, geleneksel İtalyan tariflerini Bodrum’un taptaze malzemeleriyle buluşturuyor. “İtalya’nın kalbinden gelen tariflere, Bodrum’un nefesini kattık,” diyorlar.
Mimar İrem Gürses’in Kurucususu olduğu ve iç tasarımını üstlendiği Il Mio Sogno; Milano’dan gelen Şef Lorenzo Pellecchia ve Roma doğumlu Şef Marco Melluzi’nin mutfak sanatı ile Bodrum’un en yeni İtalyan duraklarından biri.
Bodrum gibi gastronomik çeşitliliği yüksek bir bölgede İtalyan mutfağını nasıl konumlandırdıklarını sorduğumuzda, şefler ortak bir yanıt veriyor:
“Bodrum çok katmanlı bir yer, hem güçlü bir yerel mutfağı hem de dünya mutfaklarına açık, çok kültürlü bir yapısı var. Biz bu iki ucu birleştirmek istedik.”
Yalnızca lezzet değil, etik değerler de ön planda. Malzemelerin büyük kısmı lokal üreticilerden geliyor.
“Mevsiminde, doğrudan üreticisinden gelen malzemeyle çalışmak hem lezzeti hem sürdürülebilirliği beraberinde getiriyor,” diyor Marco.
“Kadın kooperatiflerinden aldığımız ürünlerle hem toplumsal katkı sağlıyoruz hem de sofralara değer katıyoruz.”
Türkiye’deki damak zevkiyle İtalyan mutfağını buluşturmak da şeflerin özen gösterdiği bir başka konu.
“Baharat dengesi, tuz oranı, hatta sunumlar konusunda misafirlerimizin alışkanlıklarını göz önünde bulunduruyoruz,” diyor Lorenzo.
“Bir pizzaya Bodrum’un taze kekiklerini katıyoruz ya da risottolarımızı sabah pazardan aldığımız levrekle hazırlıyoruz. Küçük dokunuşlarla kültürler arasında bir bağ kuruyoruz.”
Menüye baktığımızda klasiklerle başlayan ama cesur yorumlarla ilerleyen bir yapı görüyoruz. “Parmigiana di Melanzane, Breseola Olio Limone gibi başlangıçlar yerel malzemelerle zenginleşiyor.” diyor Lorenzo.
“Soğuk servis edilen dana eti ve ton balığı sosuyla sade ama çok karakterli bir tabak.”
Ana yemeklerde ise Pappardelle vodka e salmone gibi daha modern lezzetler, Costata all’Antica gibi geleneksel et yemekleri yer alıyor.
“Vodkalı kremalı sosla birleşen taze somon hem zarif hem de konforlu bir deneyim sunuyor,” diyen Lorenzo, özellikle bu tabakların Bodrum’un sıcak akşamlarında çok sevildiğini söylüyor.

Pizza menüsünde ise Marco’nun imzası net:
“Pizza bizim DNA’mızda var. Hamurun dokusu, fırının ısısı, peynirin dengesi… Quattro Formaggi gibi klasikler çok tercih ediliyor ama biz her pizzada küçük bir sürpriz sunmayı seviyoruz.”
Tatlılar ise her akşamı mutlu sonla kapatacak kadar özenli. Tiramisu, yerel kahveyle hazırlanıyor. Panna cotta ise her seferinde mevsim meyveleriyle sunularak farklı bir hikâyeye dönüşüyor.
“Her tatlı tabakta hem geçmişimizden bir iz hem de Bodrum’dan bir esinti var,” diyor şefler.
Menü sezonlara göre değişiyor. Yazın ferahlatıcı domates salataları, deniz ürünlü risottolar; sonbaharda mantar ve balkabağıyla zenginleşen makarnalar, kışın ise bol soslu, doyurucu yemekler menüyü şekillendiriyor.

Mekânın ruhu ise sadece mutfağa değil, mimarisine de yansıyor. İşletmenin Kurucusu ve Mimarı İrem Gürses’in imzasını taşıyan iç mekânda doğal taşlar, ahşap detaylar ve bitkiler sıcak bir trattoria atmosferi yaratıyor.
“Açık mutfak bizim için çok önemli,” diyor Lorenzo.
“Yemeğin nasıl hazırlandığını görmek, misafirle kurduğumuz bağı güçlendiriyor.”
Son olarak şefler bu yolculuğu şu cümleyle özetliyor:
“Il Mio Sogno artık sadece bizim rüyamız değil; burada geçirilen her an, misafirlerimizin kendi hayalinde bir sayfa haline geliyor.”




















