Palazzo Taverna’da üç yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından Louis Vuitton, tarihi Milano mağazası Via Montenapoleone 2’nin kapılarını yeniden açıyor. Bina tamamen yenilendi ve mağaza mimari bir evrim geçirdi. Mağazadan erişilebilen Da Vittorio Café Louis Vuitton, Da Vittorio Restaurant grubuyla ortaklaşa yürütülen, markanın İtalya’daki ilk restoran konsepti olan DaV by Da Vittorio Louis Vuitton ile birlikte açılıyor.
Louis Vuitton, Via Montenapoleone’de Milano şehrine, Milano geleneğine ve Lombardiya mimarisine saygı duruşunda bulunuyor. Şehirdeki varlığının üzerinden geçen yıllar boyunca marka, Fransız ustalığının zarafetini, kaliteli İtalyan işçiliğiyle, ayrıca yerel zevk ve stil ile birleştirdi. Böylece, lüks dünyasının tamamına ilham olmaya devam eden bir enerji ortaya çıktı. Via Montenapoleone’deki yeni yenilenen mekanların her detayı, Louis Vuitton ile İtalya arasındaki bağları yansıtıyor.
Da Vittorio Café Louis Vuitton
Da Vittorio Café Louis Vuitton, Palazzo Taverna’nın eski merkezi avlusunda yer alıyor. Via Montenapoleone’den giriş, bir korkuluk ve bir kolonat ile belirlenmiş durumda ancak aynı zamanda kafeye mağazanın ana atriumu aracılığıyla da erişilebiliyor. Üstü cam bir tavanla kaplanmış bu alanda, Cecil Beaton’ın eski bir fotoğrafından serbestçe ilham alınarak tasarlanan bir kış bahçesi mevcut. Zeminde ise beyazdan siyaha doğru tonlarda taşlar kullanılmış. Duvarların restore edilmesiyle orijinal kemerler yeniden canlandırılırken, derinlik hissini arttırmak için perspektif eklenerek kemerler güçlendirilmiş. Mobilyaların tamamı Lombardiya’daki atölyelerde üretilirken, tekstil ürünleri el boyaması.
Girişin her iki yanında, sundurmanın altında saksılarda çalı formunda yetiştirilen defne ağaçları misafirlere mahremiyet sağlıyor; yukarıda ise, Palazzo Taverna’nın sundurmasında yer alacak Alexander palmiyeleri (diğer adıyla kral palmiyeleri), Via Montenapoleone’un yeni dikkat çekici unsurları. Tüm vazolar özel tasarım olup yeşil terakotadan üretilmiş. Buradaki ve mağazanın tamamındaki yeşillikler Milanolu peyzaj mimarı Marco Bay tarafından düzenlenmiş.
Üst Düzey İtalyan Gastronomisinin Temsil Edildiği Seçkin Bir Nokta
Kafede üç Michelin yıldızına sahip Da Vittorio Restoranı’nın şefleri gastronomiyi yönetiyor. Louis Vuitton’un uzun süredir dostu olan Fransız şefler Arnaud Donckele ve Maxime Frederic ile vakit geçirdikten sonra, bugün Louis Vuitton Mutfak Topluluğu’nun bir parçası haline geldiler. Şefler arasındaki iş birliği, Fransız ve yerel mutfaklar arasında sürekli bir diyaloğu teşvik ediyor ve Louis Vuitton’un değerlerini yemeğe yansıtıyor.
Kafe menüsü, “lüks atıştırmalık” anlayışına hitap ediyor: Bol porsiyonlu, tanıdık yemekler; eğlence ve zarafetle yeniden yorumlanmış bir şekilde sunuluyor. Yerel ve küresel etkilerden beslenen menü, mevsiminde temin edilen malzemelerle tasarlanmış özel lezzetleri öne çıkarıyor. İtalyan dokunuşuyla kusursuzca yorumlanmış tost sandviçler, menünün imza yemeklerinden. Yumurtaların çeşitliliği dikkat çekici: Karıştırılmış tavuk yumurtası, poşe edilmiş bıldırcın yumurtası, somon yumurtası ve patates püresi, ekşi krema ve sotelenmiş elma kompostosu ile sunulan havyar. Artık ikonik hale gelmiş Louis Vuitton tatlıları da menüde yer alıyor. Günün her saatinde demlemek için taze ve dökme olarak sunulan çeşitli bitki çayları da menüde yer alıyor.
Dav By Vittorio Louis Vuitton
Via Bagutta 1, Milano’da herkesin kalbinde özel bir yeri olan tarihi bir adres. İtalyan mutfak ve gastronomi kültürünün seçkin bir noktası, her zaman restoranlar ve mutfaklarla dolu olan bu lokasyonda yükselmiş durumda: DaV by Da Vittorio Louis Vuitton restoranı, adıyla da ima edildiği gibi, Fransız markası ile Cerea ailesinin iş birliğinden doğdu.
Via Bagutta girişinin tasarımı Portaluppi tarafından yapıldı. Mimari kimlik açısından restoran, çağdaş, taze ve kendinden emin bir duruş sergiliyor. Her yaştan müşteriyi ağırlayan mekan, güçlü ve neşeli renkleriyle sokağın resmi ve kentsel görüntüsüne bir yanıt niteliği taşıyor. Ana duvarda ise bir sanat eseri bulunuyor: Katherine Bernhardt tarafından yapılan, pizza tutan ve Nike ayakkabıları giyen Pembe Panter.
Her ayrıntısında sofistike bir zarafetin parladığı bu mekanda, ironik bir dokunuş dikkat çekiyor: Carlo de Carli’nin tasarladığı sandalyelerden, Louis Vuitton’un ikonik deri dokusunu yansıtan iroko ahşap panellere kadar her şey özenle seçilmiş. Ahşaba daha yakından bakıldığında, odun damarlarının arkasındaki ışıklı panellerden ışık yansıtan uzun tünellerden oluştuğu görülüyor. Tabaklar, bardaklar ve çatal-bıçak takımları, Louis Vuitton’un Art de la Table koleksiyonunun bir parçası olarak, turuncu ve pembe tonlarındaki yeni Constellation serisini sunuyor.
Mevsimlik Ürünler ve Kusursuz Kalite: Bir Gastronomi Destinasyonu
48 kişilik kapasiteye sahip ve iki katlı olarak düzenlenen restoran, “casual fine dining” anlayışını vurguluyor, misafirleri birbirlerinin yemeklerini denemeye teşvik ediyor. Antipasti başlangıçları, geleneksel Venedik bacari barlarında olduğu gibi, ortada sunuluyor. Sadece İtalyan yemekleri servis ediliyor ve sürekli olarak Louis Vuitton evreninden imgelerle eğlenceli bir şekilde atıfta bulunuluyor. Geleneksel bir Milano yemeği olan osso buco, safranlı risotto ile sunuluyor; sarı pilav, Louis Vuitton Monogram’ının çiçek şekline benzer bir şekilde servis ediliyor. Sebzeler ve bazı meyveler de aynı şekilde ele alınıyor.
Mekanda şeflik yapan Edoardo Tizzanini’nin liderliğindeki şefler, kendilerini ifade etmeleri ve denemeler yapmaları için teşvik ediliyorlar, ancak menüdeki herhangi bir değişiklik Cerea ailesi tarafından dikkatle değerlendiriliyor. Da Vittorio personelinin sunduğu sıcak karşılama, Cerea ailesinin ilk izini bırakırken, burada Louis Vuitton’un zarif yükselişiyle buluşuyor.
Mevsimlik malzemelerin kullanımı ve yerel kaynaklardan temin edilmesi, Da Vittorio kalitesinin bir göstergesi. Beyaz yumurtalar, gün boyunca ormanda serbestçe yiyecek arayan ve akşamları yırtıcılardan korunmak için kümese geri dönen vahşi tavuklardan alınıyor. Ünlü Napoli pacchero makarnasının sosu, mevsime göre değişen farklı domates çeşitlerinden yapılıyor. Tereyağı, Bergamo dağlarındaki dağ evlerinde üretiliyor. Ürün kalitesine gösterilen özen, Cerea ailesinin yaptığı her şeyi farklı kılan bir unsur ve tıpkı birçok İtalyan hikayesinde olduğu gibi, ailenin çekirdek yapısından başlayan bir yolculuğun başlangıcını yansıtıyor.
Fotoğraf: Louis Vuitton





















