İstanbul’un doğayla buluşan özel destinasyonlarından Polonezköy’ün ilk işletmesi olan Leonardo Restaurant, köklü geçmişini modern bir vizyonla geleceğe taşıyor. Polonya göçmeni Dohoda Ailesi’nin altı kuşaktır koruduğu miras, bugün Polonya, Orta Avrupa ve Türk mutfağının seçkin lezzetleriyle 33’üncü yılında misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.
İstanbul’un şehir içinde saklı kalmış en yeşil bölgelerinden biri olan Polonezköy, doğasıyla fark yaratırken aynı zamanda gastronomi dünyasında da köklü hikayelere ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerin en başında, bölgenin ilk işletmesi olma unvanını taşıyan ve bu yıl kapılarını açışının 33’üncü yılını kutlayan Leonardo Restaurant geliyor.

Dede Mirasından Gastronomi Destinasyonuna: Dohoda Ailesi
Polonezköy, 1800’lü yılların ortalarında Polonya’dan gelen topluluklar tarafından kurulan ve adını da bu tarihi göçten alan çok özel bir bölge. Leonardo Restaurant’ın arkasında ise bu topraklara ilk yerleşen ve 6 kuşaktır bölgedeki varlığını sürdüren Dohoda Ailesi yer alıyor. 33 yıl önce, dede mirası olan geniş arazilerini ve geleneksel Polonya mimarisinin izlerini taşıyan evlerini bir restorana dönüştürme kararı alan aile, mekana dedeleri Leonard’ın adını vererek Leonardo Restaurant’ı gastronomi dünyasına kazandırıyor.

Altıncı Kuşağın Vizyonu: Antoni Dohoda
Bugün köklü müessese, ailenin 6. kuşak temsilcisi Antoni Dohoda’nın yenilikçi vizyonuyla işletiliyor. Ata yadigarı bu mirası geleceğe taşıma sorumluluğunu üstlenen Antoni Dohoda, restoranın dönüşüm yolculuğunu şu sözlerle aktarıyor:
“Farklı bir sektörde kariyerimi sürdürürken, ailemin daveti üzerine restoranımızın yönetimini devraldım. Ata yadigarımız olan bu değerli mekâna yeni bir vizyon kazandırmak amacıyla iki yıl önce kolları sıvadım. Leonardo Restaurant olarak köklerimizden beslenirken, değişen dünyanın gastronomi dinamiklerine de ayak uyduran modern bir organizasyon yapısıyla 33’üncü yılımıza girmenin gururunu yaşıyoruz.”

Menüde “Miras” Dokunuşlar: Polonya ve Orta Avrupa Mutfakları
Leonardo Restaurant’ın menü mimarisi; başta Polonya mutfağı olmak üzere Orta Avrupa ve Türk mutfağının en seçkin örneklerini bir araya getiriyor. Menünün detaylarına değinen Antoni Dohoda, gastronomi meraklılarını bekleyen lezzetleri şöyle özetliyor:
“Menümüzde, köklerimizi yansıtan Polonya mutfağından imza çeşitlere yer veriyoruz. Geleneksel Polonya mantısı olan patatesli ve kıymalı ‘klutski’, asırlık reçetelerle hazırlanan borş çorbası, Beef Stroganoff ve ‘Steak ala Polonez’ bu lezzetlerin başında geliyor. Orta Avrupa mutfağının klasiği şnitzel ve Türk mutfağının fark yaratan imza mezeleri de menümüzün güçlü ayaklarını oluşturuyor. Ayrıca şefimizin elinden çıkan bone fire, flek steak ve ağır ateşte pişmiş dana yanak gibi nitelikli et alternatifleri de fark yaratıyor. Tatlı kapanışlarda ise Fransız sütlacı ve imza lezzetimiz Leonardo profiterol öne çıkıyor.”

Bir Polonezköy Klasiği: Barbekü Eşliğinde Pazar Brunch’ı
Mekanın pazar günleri bir İstanbul klasiğine dönüşen açık büfe brunch’ı, 10.00-15.00 saatleri arasında doğanın kalbinde servis ediliyor. Saat 12.30 itibarıyla açık büfeye dahil olan nitelikli barbekü ve ızgara çeşitleri ise brunch deneyimini gurme bir boyuta taşıyor.
Gastronomi Etkinlikleri Düzenleniyor
Leonardo, geniş alanları, çok amaçlı salonları ve açık havasında tematik ülke mutfağı geceleri, gastro sinema ve tadım etkinlikleri düzenliyor.
20 Dönümlük Arazide “Topraktan Tabağa” Felsefesi
Toplamda 20 dönümlük geniş ve asırlık bir yeşil arazi üzerinde konumlanan Leonardo Restaurant, İstanbullulara oksijen dolu, izole bir kaçış noktası sunuyor. Kurumsal şirket etkinliklerinden prestijli düğün davetlerine kadar geniş bir yelpazede ağırlama hizmeti sunan mekan, aynı zamanda sürdürülebilir gastronomiye de katkı sağlıyor. “Topraktan tabağa” felsefesini benimseyen işletme, kendi geniş arazisinde tarımı yapılan mevsimsel sebze ve yeşillikleri doğrudan mutfağında kullanarak misafirlerine taze ve saf bir lezzet deneyimi vadediyor.





















