Her Bir Taşta Yaşanmışlık, Her Bir Tabakta Sürdürülebilirlik: JW Marriott Istanbul Bosphorus

Tarihi Yarımada’yı adeta kucaklayan, manzarasıyla büyüleyen pek çok yer uzun süredir hem yerli hem de yabancı turistlerin dikkatini çekiyor. Ama onlardan özellikle öne çıkan bir yer var ki İstanbul panoramasıyla, ağırlamadaki profesyonelliğiyle ve damağa ve göze hitap eden lezzetleriyle konuklarına benzersiz bir deneyim sunuyor. Evet, bahsettiğimiz yer Karaköy’ün tam merkez noktasında yer alan JW Marriott Istanbul Bosphorus.

Genel atmosferinde barındırdığı estetik ve duygusal derinlik JW Marriott Istanbul Bosphorus’a gelen konukları büyülüyor desek yeridir. 200 yaşında olan tarihi bir yapının içinde konumlanan otelin her bir taşında bir ruh ve bir yaşanmışlık var adeta. JW Marriott Istanbul Bosphorus Genel Müdürü Ediz Tuncer de bunlardan çok etkilenmiş bir isim. Hatta otelde bazı süit odaların isimlerinin İstanbul’daki saraylardan aldığını da bir dipnot olarak ekliyor.

Deneyimli isim, her zaman personeli ile iç içe olmaya özen gösteren, onları destekleyen etkili bir yönetici. 32 yıllık tecrübelerini de çalışanlarla paylaşmaya özen gösteriyor Tuncer ve her daim motivasyonu en üst noktada tutuyor, “Hangi departmandan olursa olsun vereceğimiz kararlarda yanımda olmalarını tercih diyoruz ki hepsi ileride çok iyi birer yönetici olup Türkiye’nin turizmine katkı sağlayabilsinler. Çok gençler ve çok istekliler” ifadelerini kullanıyor.

“Şimdiki fikirlerim olsa şef olurdum”

Geçtiğimiz günlerde JW Marriott Istanbul Bosphorus & Octo Executive Şefi Şafak Erten ile mutfağa giren Ediz Bey’in de mutfakla arasında güçlü bir bağ mevcut. Hatta “Şimdiki fikirlerim olsa şef olurdum” diyor kendisi. “Mutfak çok keyifli, sürekli bir üretim ve yenilik var” diyen Tuncer, Şafak Erten ile yemek pişirmenin ve ondan tarifler alarak evde uygulamanın da ayrı bir keyif verdiğini sözlerine ekliyor.

Octo’nun Her Kaleminde Sürdürülebilirliğin İzleri Var

Aşçılar Diyarı, Bolu’da dünyaya gelen ve pek çok önemli otelde kıymetli deneyimler elde eden şef Şafak Erten, bir buçuk yıla yakındır hem JW Marriott Istanbul Bosphorus’un hem de Octo’nun Executive Şefliğini üstleniyor. Şafak Bey bir yandan da sürdürülebilirlik konusunda hassas biri. Octo’da da bu duruşunu devam ettiriyor, “Octo’da sürdürülebilirliği yalnızca bir ilke olarak değil, bütünsel bir mutfak felsefesi olarak benimsiyoruz” diyerek sözlerine başlayan Erten, menü tasarımından tedarik zincirine, pişirmeden atık yönetimine kadar her aşamada bu yaklaşımı önceliklendirdiklerini anlatıyor. Ürün konusunda coğrafi işaretlilere, kadın kooperatiflerinden gelen ham maddelere ve mevsimselliğe dayalı içeriklere özellikle yer verdiklerini vurgulayan Erten, deniz ürünlerinde de izlenebilirlik ve sorumlu avcılık esaslarına uygun seçimler yaptıklarını, bununla beraber nesli tehdit altındaki türlerden kaçındıklarını da belirtiyor.

Anadolu’nun dört bir yanından gelen yerel ürünlere de Octo mutfağında yer veriliyor. Şafak Bey bu konuda lezzetli birkaç örnek de veriyor: “Örneğin, Gaziantep’ten gelen firik bulgurunu manda kaymağı ile buluşturuyor, gelenekselin sıcaklığını modern tabak kurgusuyla harmanlıyoruz. Trakya’dan gelen el yapımı kuskusu deniz mahsulleriyle eşleştiriyor, zahteri ise balık marinasyonlarında kullanıyoruz. Her bir tabakta, yerelin derinliği ile çağdaş mutfak dili arasında bir köprü kurmayı hedefliyoruz.”

Her Lezzet Coğrafyayı, Hikâyeyi ve Üreticiyi Anlatıyor

Doğaya saygılı, yereli önceliklendiren ve üreticiyle doğrudan ilişki kuran bir bakış açısına sahip olan Erten’in bu yaklaşımı Octo’yu da şekillendiriyor. Octo’da yerel ürünlere yönelik şunları anlatıyor: “Muğla Menteşe’deki kovanımızdan elde ettiğimiz doğal bal, kendi yaptığımız doğal fermantasyon sirkeler ve yerli üreticilerden temin ettiğimiz zeytinyağlarıyla oluşturduğumuz seçki, Octo’nun karakterini oluşturan özgün detaylardan sadece birkaçı. Zeytinyağı tadımları yaparak her ürünün arkasındaki coğrafyayı, üreticiyi ve hikâyeyi misafirlerimize aktarıyoruz.”

Sosyal Medya'da Paylaşın