Evin önünde kurulan mütevazı bir sofradan, denizle iç içe yaşayan bir restorana uzanan Orkide Bodrum’un yolculuğunu, kurucusu Ahmet Erol ile konuştuk.
Orkide Bodrum’ın hikâyesi, 1987’de evin önünde yetiştirilen sebze ve meyvelerle hazırlanan yemeklerin servis edildiği mütevazı bir çay bahçesi olarak başlıyor. Takvimler 2004’ü gösterirken yine hemen evin önündeki denizden tutulan balıklar sofraya gelmeye başlıyor. Derken işin içine yerel üreticiler dahil oluyor ve menü genişliyor. Orkide Bodrum bugün, Gault&Millau Türkiye ödüllü bir restoran olarak misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Orkide Bodrum Kurucusu Ahmet Erol “Yıllar içerisinde değişen Bodrum’u izledik ama kimliğimizi koruduk, değiştirmedik; yenilendik. Orkide Bodrum’u yaratırken doğamızı ve ağaçlarımızı koruyarak, yeşil ve mavi deneyimini misafirlerimize bir arada sunmayı hedefledik” diyor.

Deniz ne veriyorsa onu, mevsiminde ve en yalın hâliyle sunma yaklaşımı, Orkide Bodrum menüsünün omurgasını oluşturuyor. Günün ve mevsimin balıkları, güvenilir yerel üreticilerden temin edilen ürünler, kendi zeytinyağları ve bir kısmı bahçeden gelen sebzeler… Her şey doğasına uygun bir pişirme tekniğiyle sofraya taşınıyor. Erol denizde sofraya uzanan serüveni şöyle anlatıyor: “Denize çıktığımız zaman saatlerin nasıl geçtiğini bilmeyiz ve deniz acıktırır, o esnada tutulan kalamarı en sade, doğal hali ile taptaze ızgara yapıp natürel şekilde yer ve rastgele deyip balığa devam ederiz … Günümüzdeki natürel kirli kalamarın denizden soframıza oradan menümüze ve misafirlerimizin sofrasına geliş hikayesi işte böyle başlar” diye anlatıyor.”
Mezeler ise bu hikâyenin denge unsuru. Balığın önüne geçmeden, onun lezzetini derinleştiren tamamlayıcılar olarak kurgulanıyor. Mezeler hangi balığın, hangi teknikle piştiğine göre seçiliyor; sofrayı yormadan zenginleştiriyor. Böylece lezzet bir üst seviyeye taşınıyor.

Mekânın karakteri de mutfakla aynı dili konuşuyor. Ağaçların gölgesinde, kumun üzerine kurulan masalar ve iskelenin denizle kurduğu doğrudan temas, misafiri hâlâ “eski Bodrum” hissine davet ediyor.

“Bugün geriye dönüp baktığımda Orkide Bodrum’u tanımlayan karar, kolay olanı değil doğru olanı seçmekti” diyor Erol ve şöyle devam ediyor: “Doğduğum büyüdüğüm yerin doğasına uygun şekilde var olmayı seçtim. Sırrımız zamana direnmeden, zamana rağmen, köklerimize sadık kalmak ve paylaşmak. Bodrum değişse de Orkide Bodrum’da yaşam, yolunda yürümeye devam ediyor.”





















