Espressolab’de Kahve, Deneyim ve Tasarım Aynı Çatı Altında

Espressolab CMO’su Ersin Kefeli, markanın genç kuşakla kurduğu güçlü bağı, deneyim tasarımının yükselişini ve sanat–teknoloji bütünlüğünün geleceğini anlatıyor.

Espressolab CMO’su Ersin Kefeli, kahvenin artık yalnızca bir içecek değil; modern şehir kültürünün taşıyıcı unsuru olduğunu vurguluyor. Ona göre kahve, “Farklı kültürleri, ifade biçimlerini ve duygu katmanlarını bir araya getirebilen kapsayıcı bir alan” ve bu alan sanat ile teknolojinin enerjisiyle birleştiğinde çok daha güçlü bir etkileşim yaratıyor. Bu nedenle Espressolab, kuruluşundan bu yana kahveyi sosyal, kültürel ve estetik bir deneyimin merkezine yerleştiriyor.

Kefeli, markanın konumlanmasını anlatırken genç kuşağın beklentilerinin belirleyici olduğunun altını çiziyor: “İmajımız, kahvenin etrafında şekillenen yaşam alışkanlıklarını bütüncül bir deneyime dönüştüren bir bakış açısıyla gelişiyor.” Tasarım dili, mekân kurgusu, dijital çözümler ve sanatsal dokunuşlar bu bütünün ayrılmaz parçaları.

Deneyim tasarımının pazarlamanın dışında değil, artık kalbinde yer aldığını söyleyen Kefeli, bunu güncel araştırmalarla açıklıyor: “Atmosfer ve duygusal temas, tercih ve tekrar ziyaret eğiliminde belirgin bir etkiye sahip.” Bu nedenle Espressolab, kişiye özel akışlar sunan dijital sistemler, güncel ve sürekli temas kuran sadakat uygulamaları, yaratıcı atölyeler ve kültürel buluşmalarla ziyaretçinin mekânla kurduğu bağı derinleştirmeye odaklanıyor.

Kahve deneyimini çok katmanlı bir kültürel karşılaşma olarak tanımlıyor: “Kahve, damak tadı, bilgi ve kültür katmanlarıyla sürekli gelişen bir hikâye olarak ilerliyor.” Atelier konsepti ise bu hikâyenin daha rafine bir boyutu. Burada nitelikli tadım, barista yönlendirmeleri ve farklı menşe profillerinin sunduğu duyusal çeşitlilik bir araya geliyor.

 

Sanatın yeni nesil kahve mekânları için dönüştürücü rol taşıdığını ifade eden Kefeli, “Sanat, mekânı sıradanlıktan çıkarıp ziyaretçinin kendinden bir şey kattığı bir alana dönüştürüyor” diyerek gençlerin ortamla bağ kurma biçiminin hem görsel hem duygusal unsurlarla geliştiğini söylüyor. Espressolab’in Esra Gülmen, Ali Elmacı ve Deniz Sağdıç gibi isimlerle yaptığı iş birlikleri; ileri dönüşüm temelli Atatürk portresi ve topluluk buluşmaları, markanın kültürel yaklaşımını güçlendiriyor.

Teknoloji tarafında ise animatronik “Kahve” heykeli öne çıkıyor. Kefeli bu çalışmayı, “Sanatla mühendisliği aynı anda deneyimleyebilecekleri yeni bir dijital yorum” olarak tanımlıyor. Minimalist tasarımın dijital pratiklikle birleştiği bu yapı, Espressolab’e özgü çağdaş bir bütünlük yaratıyor.

Sosyal Medya'da Paylaşın