Nikos Bakoulis Çırağan Palace Kempinski, Istanbul’daydı!

Çırağan Palace Kempinski, Istanbul’un geçtiğimiz haftalarda özel bir konuğu vardı; The World’s 50 Best Bars listesinde The Clumsies ve Line Athens ile yer alan Nikos Bakoulis. Başarılı isim, Çırağan Palace Kempinski, Istanbul’un Forbes Travel Guide’da 2025 Star Bars Ödüllü Le Fumoir Bar ve C- Bar’larında gelen konuklara özel kokteyller hazırladı.

The Clumsies ve Line Athens ile The World’s 50 Best Bars listesine giren mekânların kurucu ortağı ve barmen Nikos Bakoulis, bu listenin kesinlikle gurur verici olduğunu söylüyor ama kendileri için bu başarıyı şöyle açıklıyor: “Bu prestijli ödüllerin ötesinde bir anlam taşıyor: Bu, sürdürülebilir mükemmelliğe, sürekli öğrenmeye ve güçlü bir ekosistem yaratmaya adanmışlığımızın bir yansıması.” Bu doğrultuda, nitelikli ekipler oluşturmaya, ekiplerin yeteneklerini geliştirmeye ve güncel trendleri takip etmeye odaklandıklarını da sözlerine ekliyor.

Barlardaki ürün tedariki konusunda ise Yunanistan’ın dört bir yanındaki küçük organik çiftçilerle iş birlikleri gerçekleştirdiklerinden bahseden Nikos, “Line’da fermente ettiğimiz meyveler, lezzetin kaynağını anlayan üreticilerden geliyor. Bu ilişki, menüleri planlamamıza, hasatları test etmemize ve malzemeleri doğal yollarla korumamıza yardımcı oluyor. Kokteyllerde mevsimsellik sadece tazelikle ilgili değil; aynı zamanda toprağı ve zamanı yansıtan bir hikâye anlatmakla ilgili” ifadelerini kullanıyor.

Bar konusunda başarılı bir liderliğin temelinde nelerin yattığını sorduğumuzda Nikos Bakoulis, hiç şünmeden “İnsan yönetimi” yanıtını veriyor ve açıklıyor: “Martini karıştırmayı birine öğretebilirsiniz, ama nezaketi, empatiyi veya alçakgönüllülüğü kolay kolay öğretemezsiniz. İyi bir lider ne zaman zorlayacağını ne zaman dinleyeceğini ve ne zaman geri adım atacağını bilir. Hem The Clumsies’de hem de Line’da, insanların kendilerini güvende hissederek gelişebilecekleri ortamlar yaratmaya çalışıyoruz.”

Çırağan Palace Kempinski, Istanbul’daki Le Fumoir ve C Bar’da Boğaz’ın ruhundan ilham alarak seçkiler hazırladığını söyleyen Nikos, “Füme incir, gül suyu, narenciye çiçeği ve Antep fıstığı gibi lezzetler mevcut. Her kokteyl, Atina ile İstanbul arasında bir diyalog, zarif, katmanlı ve kökleri tarihte” diyerek hazırladığı lezzetleri anlatıyor. Çırağan Sarayı’nın da kendilerini ilham açısından etkilediğini anlayan Bakoulis, “Klasik hissettiren ama tıpkı burası gibi, katmanlarını yavaş yavaş açığa çıkaran kokteyller hayal ettik. Yaratılan kokteyllerden bir veya ikisini belirli bir süre yani limitedtimeolarak misafirlere sunmayı konuştuk” diyor.

Türkiye’deki bar sektörünün büyük bir enerji barındırdığını anlatan Nikos Bakoulis, Türk malzemelerinde de keşfedilmeyi bekleyen derinlikli katmanlar olduğuna değiniyor. Tutku ve potansiyelin bir arada olduğundan söz eden Bakoulis, Yunan ve Türk içki kültürleri arasında “Bir Akdeniz ritmi paylaşıyoruz” diyerek benzerliklerini anlatıyor: “Her iki kültür de mirasa saygı duyuyor ama daha modern, uluslararası teknikleri benimsemeye başlıyor. Ayrıca ortak bir misafirperverlik anlayışı da var; bir bara oturduğunuz anda bunu hissedersiniz.”

Sosyal Medya'da Paylaşın