Fırıncı Dededen Gelen İlhamla Devam Eden Miras Supper Bakery

Farklı alanlarda kendilerini eğiten iki kız kardeşin ortak bir hikayesi: Supper Bakery. Biri işin mutfağında biri işin kurumsal tarafında. Eylül Kaşıkçı Taşkaya ve Cansın Kaşıkçı Çetin, çocukluk duygularını taşıdıkları, birbirinden lezzetli bakery ürünlerinin ortaya çıktığı mekanlarını konuşuyoruz.

  Supper markasını kuran Eylül Kaşıkçı Taşkaya ve Cansın Kaşıkçı Çetin için bu işletme birlikte kurdukları bir hayal aslında. Eylül Kaşıkçı Taşkaya mutfakta üretim süreçlerinde reçeteleriyle yer alırken Cansın Kaşıkçı Çetin ise marka kimliğinden ve iletişim stratejisinden sorumlu. Supper Bakery fikrinin Cansın Hanım’ın “Bakery mi açsak?” sorusuyla ortaya çıktığını anlatan Çetin, bunu öylesine sordu ama şimdilerde popülerleşeceğini ve lezzetlerinin müdavimlerinin oluşacağını belki o an hayal edememişti.

Yanıtsız kalan sorunun ilerleyen zamanlarda unutulup gittiğini söylese de kardeşi Eylül Hanım, gizli gizli Supper Bakery için dükkân aramaya koyulduğunu anlatıyor. “Supper Bakery biraz düşünülerek, biraz da kalpten gelen bir dürtüyle doğdu” diyen Cansın Hanım, “Dedemizin fırıncılık geçmişi bize en çok ilham ve cesaret veren histi” ifadelerini kullanıyor. Konu ürünlerin üretimlerine geldiğinde ise söze mutfağın şefi Eylül Hanım başlıyor. En basit şeylerden dahi ilham aldıklarını anlatan Taşkaya, “Menüye bir ürün girmesi için onun hem damakta iz bırakması hem de üretim hikayesinin güçlü olması gerekiyor” açıklamasını yapıyor. Cansın Hanım ilham konusuna ek olarak, mevsimsellikten de bahsediyor: “Taze ve iyi kalite ürünlerin, kendi zamanında kullanıldığında en doğru haliyle sofraya geldiğine inanıyoruz. Bu yaklaşımın hem dünyada doğru giden bir akım olduğunu düşünüyoruz hem de yerel üreticiye ve tarıma destek olma sorumluluğu taşıyoruz.”

İtalya’da sadeliğin ve kalitenin her daim ön planda tutulduğunu söyleyen Taşkaya, her şeyin çok temel malzemelerle çok rafine bir şekilde hazırlandığını da belirtiyor. Türkiye’de çok fazla katmanın ve zengin bir mutfak geleneğinin olduğunu söylese de bu çeşitliliğin bazen karmaşıklıklara sebep açtığına değiniyor. “Bence Türkiye’nin en büyük gücü, yerel ürünlerinin zenginliği. Bu potansiyeli doğru teknik ve çağdaş bir anlatımla birleştirdiğimizde dünya standartlarında işler çıkarıyoruz” diye konuşan Eylül Hanım da global çapta bu zenginliği tanıtamamaktan dert yanıyor, “Supper’da kendi çapımızda bu açığı kapatmaya çalışıyoruz diyebilirim. Hem gelenekten besleniyoruz hem de modern bir tat ve sunum diliyle üretim yapıyoruz.”

 

Sosyal Medya'da Paylaşın