Adriyatik’in Gastronomi Durağı: Budva’da Bir Lezzet Yolculuğu 

Eski Yugoslavya’nın bölünmesiyle ortaya çıkan Karadağ, bugün Adriyatik’in en büyüleyici köşelerinden biri. Bulvarları, masmavi denizi, görkemli dağları ve yemyeşil ormanlarıyla tam bir turizm cenneti. Ancak Karadağ ve özellikle Budva denilince akla sadece doğa değil; yeme, içme ve eğlence üçlüsünün oluşturduğu o canlı atmosfer geliyor.

Geçtiğimiz bayramı, bölgenin en dikkat çekici tesislerinden biri olan Budva Merit Starlit Otel’de geçirdim. Burası sadece lüks bir konaklama noktası değil, aynı zamanda gastronomi dünyasının seçkin örneklerini barındıran bir lezzet merkezi. Otel; casinosu, konser salon ve barlarıyla öne çıksa da bu yazımda sizlere özellikle İstanbul esintili gastronomi restoranından bahsetmek istiyorum.

Restoran iki ana bölümden oluşuyor: Biri ferah kapalı bahçe atmosferinde sigara içilebilir alan, diğeri ise rafine bir fine dining salonu. Mekana girdiğiniz anda kalite kendisini hissettiriyor. Duvarlarda Japonya’dan özel olarak getirtilen etlerin sertifikaları ve bu ustalığı simgeleyen küçük heykeller göze çarpıyor. Misafirlerin gözü önünde hazırlanan pizzalar ve odun fırınından yayılan o iştah açıcı koku, adeta size bu tadlara yemeye çağırıyor.

“Bir Gurme Yolculuğuna Çıkın” başlıklı menüde başlangıçlar oldukça iddialı. Pancar carpaccio, taptaze Adriyatik ahtapotu, piri piri soslu karides ve istiridye kabuğunda sunulan deniz tarağı, sahil  ürünlerine verilen önemi kanıtlıyor. Eğer tercihiniz sebzeden yanaysa, mango ve bal kabağı ile hazırlanan seçenekler de oldukça yaratıcı.

Çorbalarda ise bölgenin Rus kültürüyle olan tarihsel bağını yansıtan bir imza lezzet var: Borscht çorbası. Geçmişte Ruslara ev sahipliği yapmış bu topraklarda, bu klasik lezzeti hakkıyla tatmak mümkün.

Pizzalardan bahsetmemek olmaz. Bölgeye has buğdaylardan elde edilen siyah hamur, alışılmışın dışında ama damakta çok hoş bir iz bırakan bir dokuya sahip. Klasikçiler için Margarita ve Pepperoni mevcut; ancak benim önerim Quattro Formaggi veya burrata peyniriyle zenginleştirilmiş seçenekler olacaktır.

Makarna tutkunları içinse iki özel tavsiyem var: Kat kat lezzet sunan bir lazanya veya deniz aromasıyla taçlanmış ıstakozlu ravioli. Genç misafirler veya daha rahat bir öğün isteyenler ise mutlaka ev yapımı burgerleri denemeli.

Gelelim yazının en can alıcı bölümüne: Anadolu lezzetleri. Merit Otelleri Cluster Şefi Hüseyin Hummadioğlu yönetiminde, Şef Fuad Khalil ustalıkla hazırladığı yaprak sarma, Gürze mantısı ve kuzu buğulama adeta kusursuz bir uyum sergiliyor. Anadolu’nun köklü mutfak kültüründen gelen bu geleneksel tatların, Adriyatik kıyısında böylesine özgün reçetelerle ve aynı ruhu koruyarak sunulması gerçekten hayranlık uyandırıyor.

Et severler için ise çıta oldukça yüksek. Dünyaca ünlü Wagyu Ribeye, Ege tereyağı dokusuyla birleşerek lüks bir lezzet şölenine dönüşüyor. Ayrıca masaya getirilirken sertifikası ve tedarik süreciyle birlikte sunulan Şili Levreği, restoranın şeffaflık ve kalite anlayışını simgeliyor. Tüm ana yemeklerin ızgara kuşkonmaz, tereyağlı patates ve sotelenmiş sebzelerle sunulması ise tabağı tam bir dengeye kavuşturuyor.

Restoranın bir diğer sürprizi ise sushi mutfağı. Nigiri, maki ve roll çeşitleri masanızı bir sanat eseri gibi süslüyor. Dilerseniz bankoya gidip şeflerin hazırlık sürecini izleyerek seçiminizi yapabiliyorsunuz.

Kapanışı ise bir klasik olan Crème Brûlée ile yaptık. Fransız mutfağının bu zarif dokunuşu; çıtır karamelize şekerin fırınlanmış dolgun krema ile buluşmasıyla tam kıvamındaydı.

Otel bünyesinde hizmet veren Star Assistant ekibi, misafir deneyimini klasik konaklama anlayışının ötesine taşıyan, uçtan uca kişiselleştirilmiş bir hizmet modeli sunuyor. Misafirlerin otele adım atmadan önce başlayan bu süreç, konaklama boyunca devam ediyor ve ayrılış sonrasında dahi iletişim ve memnuniyet odağını koruyor.

Bunun yanında birbirinden muhteşem dünya tatlarını bölgesel tatlarla birleştiren deneyimli şefi Fuad Khalil eminim ki önümüzdeki zamanda adından çok daha fazla bahsettirecek.

 

Sosyal Medya'da Paylaşın