Edebiyatla başlayan merakını profesyonel bir tutkuya dönüştüren The Peninsula Istanbul Sommelieri Nebiye Kaya; yerli üzümlerin yükselişinden misafir deneyiminin inceliklerine uzanan yaklaşımıyla şarap dünyasında özgün bir çizgi oluşturuyor.
Şarap dünyasına adım atmak çoğu zaman tesadüflerle başlar; Nebiye Kaya için ise bu yolculuğun ilk kıvılcımı edebiyattan gelmiş. “Ömer Hayyam ve rubaileri ile karşılaşmam, rubailerde bahsedilen mistik içeceğin ne olduğuna dair bir merak ile başladı tüm yolculuk” diyor. Bir rubainin peşine düşerek başlayan bu merak, bugün onu Türkiye’nin en prestijli otellerinden The Peninsula Istanbul’da sommelier pozisyonuna taşımış durumda.

The Peninsula Istanbul’un şarap programını oluştururken benimsediği yaklaşımın merkezinde evrensellik ve kalite bulunuyor. Kaya, “Şarabın da müzik gibi evrensel olduğuna inanıyorum” diyerek üretim anlayışının arkasındaki felsefeyi özetliyor. Ona göre menü, hem dünyanın farklı noktalarından gelen misafirlerin beklentilerini karşılamalı hem de yerli üreticileri sahneye çıkarmalı: “Olmazsa olmaz başyapıtları unutmadan, yerli üzüm ve üreticileri tanıtacak, bununla birlikte farklı tatları bir araya getirebileceğim bir menü düşüncesiydi felsefem.”
Menüyle şarap eşleşmelerinde i
se yalnızca teknik kriterler değil, misafirin hayal gücü de yol gösterici. “Yemek ve şarabın dokusal uyumu, tat profilleri öncelikli ele aldığımız konular; bununla birlikte misafir beklentisi, bütçesi, hayal gücü ne diyor duymaya, anlamaya çalışıyoruz” diyerek eşleşme sürecine insani bir boyut ekliyor.
Türkiye bağcılığındaki gelişmelerin en yakın tanıklarından biri olan Kaya, yerli üzümlerin hızlı yükselişine dikkat çekiyor: “Yirmi yıl önce sınırlı bir yerli üzüm seçkisi vardı. Yıllar içinde ezberlerimiz bozuldu, yeni üreticiler, bizden olmasına rağmen yeni tanıştığımız üzüm çeşitleri var ve birçoğu hayatımıza çok hızlı giriş yaptı.”
Geleceğe dair en büyük heyecan kaynaklarından biri ise yeni bölgeler ve üzümler. Küresel ısınmanın üretim alanlarını nasıl değiştirdiğini yakından takip ettiğini belirten Kaya, aynı zamanda yerli üzümlerin farklı stillerde işlenmesini “ayrı bir heyecan” olarak tanımlıyor.
Kaya için bu yolculuk bir tanım arayışının çok ötesine geçmiş durumda: “Başta sadece ‘bir içecek mi?’ diye merak ettiğim şarabın aslında ne kadar geniş ve zengin bir dünyayı kapsadığını yıllar içinde öğrendim.” Gastronomiden tarihe, coğrafyadan ticarete uzanan bu çok katmanlı yapı ona göre bu serüveni benzersiz kılıyor: “Bu yolculuk da tam olarak bu yüzden benim için hâlâ bitmeyen bir keşif.”





















