Fransız Lezzetlerinin Nişantaşı’ndaki adresi: La Patisserie Lune

Romantik, zamansız ve ikonik bir butik Fransız pastanesi hayalini kuran Hilal Özdek, bu konseptini küçük yaşlardan beri hayal ediyor. Ankara-İstanbul arası mekik dokuyan Özdek, mekanını Nişantaşı’nda kurmaya karar veriyor. Bilkent Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünden mezun olduktan sonra Nişantaşı’nda ‘La Patisserie Lune’ü kuruyor. Dokuz yıldır Fransız esintili lezzetleri ile misafirlerini karşılayan Hilal Özdek, Patisserie by FoodinLife’ın 68’inci sayısında mekanının lezzetlerini ve kaliteli tatlarını nasıl yarattığını anlattı.

Bilkent Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünden mezun olan Hilal Özdek’in küçük yaşlardan itibaren hayalini kurduğu romantik ve zamansız, ikonik bir butik Fransız pastanesi vardı. Üniversite bittikten sonra bu hayaline yoğunlaşan Özdek, Nişantaşı’nın bu konsepti için en iyi yer olduğuna kanaat getiriyor ve 2014 yılında ‘La Patisserie Lune’ün kapılarını açıyor.

Açıldığı andan itibaren kısa sürede ‘En İyi Butik Patisserie’ ödülünü alan La Patisserie Lune lezzetlerini şöyle anlatıyor Özdek, “Bizim geleneksel tatlılarımız şerbet, süt, fındık, fıstık ve badem üzerine. Ağır lezzetlerimiz var ama Fransız tatlıları birçok lezzeti barındıran yoğun tatlardan oluşuyor. Bizim damak tadımıza uygun ama klasikten kopmadan onları hafifleştirip kendi dokunuşumu kattım.” Böylece bu lezzetleri daha hafif ve daha özel yaptığını söylüyor La Patisserie Lune’ün kurucusu ve şefi Hilal Özdek.

İmza tatlı: Dacquoise

Özdek, misafirleri arasındaki popüler tatlının da imza tatlısı olan ‘Dacquoise’ olduğunu söylüyor: “Makaronun kaburgasından oluşturduğum, vitrinimin sultanı” diyerek tatlısını tanımlıyor. Badem unundan, vanilya özlü pasta kremasından ve taze çilekten oluşan bu lezzet, makaronlardan sonra başı çeken spesiyal bir tatlı. Aynı zamanda glütensiz olması da ‘Dacquoise’in popülerliğine katkısı belirtiyor. ‘Dacquoise’ haricinde ise fıstık unundan, vanilya özlü pasta kremasından ve taze çileklerden oluşan fıstık rulo da La Patisserie Lune’ün bir başka yıldızı. Mekanın kurucusu ve şefi Özdek, bu spesiyaller ve taze makaronlar için uzak yerlerden misafirlerinin geldiğini de belirtiyor.

Ayrıca kahvaltılık olarak kruvasan ve yumurtalı seçeneklerle beraber özellikle Benedict’lerin oldukça rağbet gördüğünü sözlerine ekliyor.

Aynı standart + aynı kalite + aynı görünüm = Aynı tatlı!

İstanbul’da birçok sektörde olduğu gibi pastacılık sektöründe de yarış her geçen gün artıyor. Bu yarışta rakip artıkça rekabette de artış görülüyor. Hilal Özdek, “Bu sektördeki en önemli ayrıntı, aynı tatlıyı hep aynı standartta, aynı kalite, aynı görünümde sunmak” diyor ve La Patisserie Lune’e gelen misafirlerinin dokuz sene sonra gelip, ‘Dacquoise’ yediğinde yine aynı tadı alması gerektiğinin önemini “Bu da kalıcılığın ve sürekliliğin en önemli kuralı” diyerek vurguluyor. İşinin sürekli başında olduğunu belirten Özdek, bunun iş dünyasının bir numaralı kuralı olduğunu söylüyor ve La Patisserie Lune, açıldığından beri gelen sabit müşterinin aynı düzeni ve enerjiyi bulduğu için müdavim olduğunu da belirtiyor.

Bağış yapmanın en tatlı yolu La Patisserie Lune’ün gelecek planları hakkında ser verip sır vermeyen mekanın kurucusu ve şefi Hilal Özdek, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı projesinden bahsediyor. Özdek, bu projeyi uzun zamandır yapmak istediğini ve hassas olduğu bir konu olduğu söylüyor, “Kadınlar Günü için çıkardığım, yoğun ilgi üzerine tüm yıla yaydığım bir projeydi bu. Şimdi bu projenin ikinci yılı devam ediyor. Özel olarak tasarladığımız makaron kutusundan alarak Mor Çatı’ya bağış yapmış oluyorsunuz” diyerek sözlerini noktalıyor.

Sosyal Medya'da Paylaşın