Gastro Vogue Group Yönetici Ortağı Özgür Tankut: “Sertifikasyon modeli hazırlanırken sektörün tüm oyuncuları düşünülmeli”

0
46

Gastro Vogue Group Yönetici Ortağı Özgür Tankut Gündem Değerlendirmeleri’nde koronavirüs salgınına ve etkilerine dair açıklamalarda bulundu. “Yaşadığımız süreci kabul edip algılayabilmemiz ve bu süreci kafamızda tam olarak oturtmamız kolay olmadı” diyen Tankut, sistemin döngüsünü doğru bir şekilde analiz ederek arkadaşlarıyla birlikte bir süreç planladıklarını ifade ediyor.

“Turizmi çok zorlu bir süreç bekliyor”

Özgür Tankut, Tuvana Hotel ve restoranı Seraser ile Antalya’nın simge adreslerinden birini işletiyor. Koronavirüsün Antalya turizmine etkilerinden söz eden başarılı isim, sezona başlangıç tarihinin ve beklentinin 1 ağustos olabileceğini söylüyor. Bakanlığın iç pazar için bir hızlandırma planı olduğunu söyleyen Tankut, “Ne kadar etkili olur bilemiyorum. Bu işin doğru noktada sonuçlanıp öyle başlaması daha güzel olur. 1 Ağustos iyi niyetli olarak düşünülen bir tarih. Eylül-Ekim dönemine kayması da söz konusu. Turizmi çok zorlu bir süreç bekliyor. Kirada olan veya kredi çıkmış işletmeler var. Restoranlarda kiralar çok yüksek. İş gücünün yoğun olduğu bir sektör ve ne kadar destek söz konusu olsa da bunlar 3 aylık ve 6 aya uzayabilen süreçler. Bu süreç uzarsa ne kadar destek gelir emin değilim. Bu belirsiz süreç insanı korkutuyor” diyor.

“Gastro Vogue olarak kişiselleştirilmiş ve tematik olmaya çalışıyoruz”

Antalya’da belirsizliğin hakim olduğunu belirten Özgür Tankut, işletmeciler olarak değişen gündemle beraber her gün yeni bir kararlar aldıklarını söylüyor. “Antalya’da ilk kapatan işletmelerden biriyiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Buradaki otellerin %99’u kapalı. Restoranların paket servis dışında hepsi kapalı. Psikolojik ve ekonomik olarak zor bir süreç. Bu zorluğu köşeye koyup yeni durumlara hazırlanmamız lazım. Gastro Vogue olarak kişiselleştirilmiş ve tematik olmaya çalışıyoruz. Her mekânın bir konsepti ve teması var, biz de bu şekilde ilerliyoruz. Bunu planlarken kuşakları da göz önüne aldık. Y kuşağı teknolojiyle büyüdü, farklıların peşinde koşuyor. Pazar Y kuşağına kaydığı için biz bunun dönüşümüne başlamıştık ve bu süreçten sonra daha da hızlı olacağını düşünüyorum. İnsanlar bu süreçte kendi özüne döndü ve kendileriyle, arkadaşlarıyla plan yapmaya başladılar. Bizim de Tuvana’da yaptığımız şey buydu zaten. Paket servise başlarsak bile 3 motor alıp pakete koyarak ilerlemeyiz. Biz daha üstüne düşünülmüş bir konu üstüne çalışıyoruz.”

“Yurt dışından acentalarla çalışıyoruz”

Antalya’ya ve şehir gastronomisine de değinen Tankut, otellerin şehir gastronomisi üzerindeki etkisine değinerek, “Burada sadece misafir veya otele suç bulmamak lazım. İnsanlara bir şey sunulduğunda alıcısı muhakkak olacaktır diye düşünüyorum. Kaleiçi’nde Seraser’i açacağım zaman pek çok soru sorulmuştu ama doğru pazarlama ve doğru kişilerle konuşulduğunda ilerleyebiliyorsunuz. Yurt dışından acentalarla direkt yönlendirmeler yapıyoruz. İnsanların; deniz, kum, güneş beklentisiyle gelinen bir şehirde bunları yapmak çok zor. İnsanın gideceği yerde böyle bir restoran olduğunu planlayarak gelmesi gerekiyor. Biz de bu konunun dijital planlama ve pazarlamasına dikkat ederek ilerliyoruz. Her yıl 15 milyon turist geliyor ve şehri gezmenin bile konsept olması gerekiyor. Biz Kaleiçi’nin bir destinasyon olması için çok fazla yerle konuştuk. Bu şehrin bir oldtown’u var ve konuşulmuyordu ama son 2 yıldır değişimler görüyoruz. O destinasyon konuşuldukça, bilindikçe turistler de şehirlere inecektir. Ama yatırımcıların da konseptleri doğru bir şekilde sunuyor olması lazım” açıklamalarında bulunuyor.

“Belgeleri alanların hijyen açısından önce çıkacağını düşünüyorum”

Koronavirüs sürecinin oteller için getirdiği değişimlerden biri de sertifikasyon modeli. Hijyen konusunda titiz davranılması gerektiğini ve nu konuda sıkıntılar yaşandığını ifade eden Özgür Tankut şunları söylüyor: “Ben kendi işletmelerim adına konuşacak olursam; çalışanlarımızın kontrolleri, hijyen eğitimleri gibi her şeyi düzenli olarak yaptık. Birçok yenilikle birlikte belgelendirmeler söz konusu olabilir. Belgeleri alanların hijyen açısından önce çıkacağını düşünüyorum. İşletmenin sunduğu yemekse yani sağlıksa işletme olarak zaten herhangi bir soruya mahal vermemek lazımdı. Masalar arası boşluk gibi yeni kurallar bekliyoruz. Yeni kurallar gelirse biz tabii ki gerçekleştiririz ancak tek beklediğimiz şey uygulanabilir olması. Sadece 5 yıldızlı bir otel düşünülerek bir uygulama getiriliyorsa onun uygulanması zor olur. Hızlı karar verilmemeli. Sektörün tüm oyuncuları düşünülmeli ve bunlardan sonra sertifikasyon modeli sunulmalı.”

“Antalya destinasyon ve ürün anlamında çok iyi”

Tankut, Antalya’nın bir UNESCO şehri olabileceğini ama bunun için tanıtımın iyi yapılması gerektiğini vurguluyor. Antalya’da bir gastronomi komitesinin olmadığını da söyleyerek, “Bizim de hatamız var. Bizde elimizi taşın altına koymuyoruz. Merkezi olarak bir çalışma yapılmamakta. Antalya destinasyon ve ürün anlamında çok iyi. Bizim beklentimiz de bu konunun üzerinde çalışılması. Burası ürün ve ekonomik anlamda bunu karşılayabilecek yeterlilikte. Ama bununla ilgili bir çalışma yok. Sadece gastronomi anlamında da değil burası arkeoloji ve tarih anlamında da çok önemli bir yer. Biz kişiselleştirmeyi başardığımız zaman yabancı markaların ilgisini çekeceğiz. Kaleiçi’ne ciddi bir geliştirme yapılmalı. İnsanların alışveriş yapabildiği ve oturup yemek yiyebileceği açık hava alanı oluşturulmalı. Öyle olduğunda çok iyi bir otel açılır” ifadelerini kullanıyor.

“Kesinlikle menülerde daralmaya gideceğiz”

Koronavirüs sonrası en çok tartışılan konulardan bir tanesi de açık büfeler. Kahvaltıyı açık büfe sunduklarını söyleyen Özgür Tankut, “Ama butik yapmak isterdik. Genel misafir bunu istediği için açık büfe yaptık. Böyle bir açık büfe yasağı gelirse biz mutlu da oluruz. Ama büyük oteller için aynı şey geçerli değil. Dediğim gibi uygulanabilir olması gerekiyor. maliyet getirisinin doğru planlaması lazım öyle olursa evet yasak uygulansın ama bu planlamanın doğru yapıldığını düşünmüyorum. Bu yüzden aceleye getirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Öte yandan fine dining konusu hep problemli bir süreçti. İstanbul’da da iyi fine dining restoranlar zor ayakta kalıyor ve kapanıyorlardı. İstanbul bunun merkezi olmasına rağmen biz devam ettirebildik. Antalya’da ilk açılan fine dining olması bizim için avantajdı. Kaleiçi’nin de son yıllarda tekrar popüler olması bize avantaj sağladı. Bundan sonraki süreçte menülere menülerini konuşacak olursak, biz kesinlikle menülerde daralmaya gideceğiz. Ama kalitemizi daha da arttıracağız. Bu değişim bütün restoranlarda olacaktır. Artık maliyet daha da önemli hale gelecektir” diyor.

“Farklı bir tip şubeleşme üzerine çalışıyoruz”

Özgür Tankut müşterilere farklı bir deneyim sunmak istediklerini ve paket servise hazırlandıklarını belirterek sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Farklı bir bakış açısıyla e-ticaret,-e food ve paket servise hazırlanıyoruz. Bu çalışmalarla ilgili deneyimde ise en önemli şeylerden biri hızdır. Biz bunlar üstüne çalışıyoruz. Klasik değil farklı bir tip şubeleşme üzerine çalışıyoruz. Yeni dünyaya daha adapte, maliyeti daha uygun ve daha hızlı bir iş üzerine çalışıyoruz. Türkiye de bunu gerçekleştiren restoran yok.”

 

Sosyal Medya'da Paylaşın